Burning

Burning ★★★★

Filmi Murakami'nin cinsellik,yazar olma arzusundaki karakterleri,sınıfsal farklılaşmalar,kuyu motifi,kedileri,özel Faulkner ilgisi üzerinden okumak mümkün olsada sinema sınırları içinde kalmak istiyorum.
Filmde "Blow up"ı anımsatan pandomim sahnesiyle gerçeklik ve kabulü üzerinden ilerleyen bağı Haemi'nin "küçük açlığına" atfen Ben'de duygusal yabancılaşma, "büyük açlığa" ithafen Jong su'da nevrotik geçen çocukluk ve filme paralel olarak devam eden babasının yargılanma sürecinden izliyoruz; bu bağı kuran en önemli motivasyon kaynağı ise Ben'in kendi öyküsünün yazılmasına dair duyduğu megolaman arzu oluyor.
Ben ve Jong su arasındaki ilişki Haemi üzerinden ilerlesede iki karakterin de açlık içinde oluşu:
a)Ben'in duygusal yabancılaşmasını seraları yakma metaforuyla genç,hayata karşı motive,toplumsal olarak alt kesimden kadınları (yemek yaparken "kendim için bir kurban yaratıyorum ve onu yiyorum'' dediği bölümde ''kurban'' ifadesini soran Haemi'ye bunun bir metafor olduğunu söylemesi ve ardından yeni kurbanına makyaj yaparak yaratması ve onlardan sıkılınca "esneyerek" öldürmesi) üzerinden izliyoruz.Ben bu durumu Jong su'ya çok yakınlarındaki bir serayı yakacağı ve bu durumun çok sıradan olduğu için asla polisin dikkatini çekmeyeceğini atıflaması(''Her iki ayda bir başkalarına ait eski bir serayı seçerim ve yakarım.Biraz benzin dök, kibriti at, bitti.Hiç yerinde var olmamış gibi on dakika sürer.Asla yakalanmazsın Kore polisinin bu tip şeyler umurunda değildir. Kore'de çok fazla sera vardır. kullanışsız, pis ve göz zevkini bozan seralar.) üzerine toplumsal bir boyuttan takip ederken daima karşı karşıya getirilen sınıfsal farklar üzerinden izliyoruz.
b)Jong su'da flash backler,babasının yargılanması, mastürbasyonları ve annesiyle karşılaşması üzerinden belirginleşen açlık hali; Haemi'nin 'kuyu metaforunda" kendisini kurtarması için seçtiği kişinin Jong su olması ile "yıllardır saklanmış bıçakları" açığa çıkarıyor.
Aşkla ailesizliğini,arkadaşsızlığını atlatmaya çalışan Jong su,egzotik kültürel deneyimlerle hayatın anlamını arayan Haemi,arzularının doyumsuzluğunu öldürme eylemiyle gidermeye çalışan Ben çok katmanlı bir hikayede kurban-katil rollerini sürekli değişirken filmeki boşluklar ve tereddütler seyirciye alan açıyor.

Baran liked this review