• The French Dispatch

    The French Dispatch

    ★★★★½

    This movie definetely a masterwork of art. I will watch it a few more times. The movie not only allows you to have a good time but also gives you the chance to think about art, politics and literature.

    Also, Wes Anderson have tried many shooting techniques in the same movie. The transitions between the black and white preference and the colorful scenes are quite successful. Short animation and slow motion scenes also increase the magic of the film, bringing it closer to the experimental film.

    I think it's one of the best of the year.

  • Benden Hikayesi

    Benden Hikayesi

    Bittiğinde küçük hıçkırıklar eşliğinde ağladığım ender yapımlardan biri oldu. Bu adamı tahmin ettiğimden fazla seviyormuşum demek ki. Biraz daha tanımak nasip oldu, daha fazla sevdim. Belgeseldeki tüm alıntılar, okuduğum kitaplarında benim de çizdiğim cümlelerdi, bu da iyi bir Sait Faik okuru olduğumu düşündürdü, sevindim. Hayata nasıl karşılık vereceğini bilemediği için kağıt kaleme sarılan, insanları sevmek istese de daha çok onlardan şikayetçi olan bu ruh zaten uzun yıllardan beri yakın geliyor bana, film de bunu besledi.

    Amacı Sait Faik'in anısını yıpratmadan yaşatmak olan, kısa canlandırmalardan, yazarın hayatındaki mekanların basit çekimlerinden ve alıntılardan oluşan belgeseli, bu açıdan oldukça başarılı buldum.

  • Koyaanisqatsi

    Koyaanisqatsi

    ★★★★★

    Pure art.

  • My Octopus Teacher

    My Octopus Teacher

    Müthiş bir zekaya sahip yumuşakçalar olan ahtapotların binbir zorluğa başarıyla göğüs germelerini hayranlıkla izliyor, ayrıca bu omurgasız arkadaşların bile Türkiye'de yaşasalar AKP'ye oy vermeyeceklerini anlıyorsun.

  • Hey There!

    Hey There!

    ★★★

    Reha Erdem Zoom görüşmeleriyle TikTok videoları mantığını birleştirip bi de Kaç Para Kaç matematiğinde bir senaryo karalayarak film çekmiş.

    Aslında bir "konuşan kafalar" filmi, bunu da planlar arasına serpiştirdiği dans videoları, "kaçak çekilmiş" İstanbul görüntüleriyle dengelemeye çalışmış.

    İstese 4. Daire olayından bilimkurgu sulara inmesi mümkün olabilirdi, buradan siberpunk bir anlatı bile çıkabilirdi -belki çok da güzel olurdu- ama tercih etmemiş. "Meğerse öyle bir şey varmış" şeklinde düşünmemizi -çok da düşünmememizi- istiyor ve "Siz diyaloglara odaklanın" diyor.

    Cast zaten iyi, oyunculuklar…

  • Ghosts

    Ghosts

    ★★★★½

    Yeni Türkiye'de Eskinin Hayaletleri

    Küçük Kara Balıklar ve Sulukule Mon Amour kısa filmleriyle ulusal ve uluslararası birçok festivalde ödül alan Azra Deniz Okyay, Hayaletler ile dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nin Eleştirmenlerin Haftası bölümünde büyük ödüle layık görüldü ve En Altın Portakal'da “en iyi film” ve “en iyi yönetmen” dahil olmak üzere 5 ödül kazandı. Başka Sinemanın ocak seçkisinde yer alan film, izlemek isteyen herkesle buluşurken kötü geçen 2020’yi de çok iyi bir filmle kapatmamızı sağladı.

    Uzun süren bir senaryo…

  • Leyla Everlasting

    Leyla Everlasting

    ★★★

    Kahvaltıda gidiyor. :) Çok teatral, çok BKM ve BKM'nin içine dahil olduğu her proje nedense Bayi Toplantısılaşıyor, Güldür Güldürleşiyor.

    Diğer yandan Haluk Bilginer'in oyunculuğu ve Demet Akbağ'ın karakteri filmi izletiyor, özellikle Ezel Akay'ın genel yönetmenliği, dekor ve makyaj iyi bir görsellik sağlıyor.

    En temel eksik, Neredesin Firuze, Hacivat ve Karagöz gibi filmleri arşa çıkaran Levent Kazak gibi bir kalemin eksikliği. Eğer o olsa bu halini aşabilirmiş gibi.

    Final ise evet çok didaktik ama bunun hedef kitlesinin "genel izleyici" olduğunu düşünürsek…

  • Ethos

    Ethos

    ★★★★

    bir matematik, bir algoritma gibi olmayan diziler iyi bir roman okumuşsun hissi yaratıyor, bunda da öyle oldu. yani, her olay bir sonrakine yer açmak için kurgulanmadı. aslında tabii ki öyle oldu ama bu seyirciye hissettirilmedi. mesela psikolojide de önemli olan dil sürçmeleri çok iyi kullanıldı, diyalogların repliklerin doğallığıyla beraber ilk başta çok "temsil" duran karakterlerin içine içine doğru yolculuk etmiş olduk.

    muhafazakar türk, muhafazakar kürt, ön yargılı beyaz yakalı, karaktersiz beyaz yakalı, alt sınıfın-üst sınıfın sırları, tv'nin saçmalığı derken birçok…

  • Phases of Matter

    Phases of Matter

    ★★★½

    Deniz Tortum'un bu kişisel belgeseli, beklediğim gibi bir filmdi. Beklentilerimi karşıladı. Cerrahpaşa'nın bir mekan olarak röntgenini çekmiş yönetmen, kişileri de doğal halleriyle yakalamayı başarmış. Kamera 'duvardaki sinek' gibi kendisini kabul ettirdiğinde de on yıllar önce Walter Benjamin'in dediği 'insanı bir cerrah titizliğinde inceleyen kamera' ortaya çıkmış. Hem birincil hem de ikincil anlamıyla. Karaciğere giren bir kamera...

  • Invisible to the Eye

    Invisible to the Eye

    ★★½

    Dış ses + kaydırmalı çekimlerle anlamlı bir belgesele imza atabileceğini düşünmüş Zeynep Dadak: Atamamış.

    Daha deneysel bir şey bekliyordum, açılış jeneriği dışında bulamadım. Belgeselin içindeki kurmaca bölümlere ve güncel Taksim bilgileri gibi yerlere anlam veremedim. Öncesinde anlatılan ile şimdi gösterilen İstanbul arasındaki farklar bazı yerlerde ilgi çekici ama öncesine dair sadece seslendirme olması, belgeselin etkileyiciliğini törpülüyor.

  • Pocket Hercules: Naim Suleymanoglu

    Pocket Hercules: Naim Suleymanoglu

    ★★½

    Naim'in halter başarılarına odaklanan bir sporcu biyografisi olarak çekilse, yani insanüstü gücüne biraz daha odaklanılsa güzel bir film olabilirdi. Ya da Naim'in rezilliklerini, insanca, zayıf taraflarını, Türkiye'de okurken halter dersinden kalması gibi saçmalıklar içindeki hallerini gösterebilse daha samimi olurdu. Filmdeki her karakter sürekli ve sürekli "NE KADAR DA GURURLU, ONURLU, YÜCE İNSANLARIZ" şeklinde davranmasa biraz daha inandırıcı, içten durabilirdi.

    Mustafa Uslu, Bizim Yağ reklamı gibi filmler yapmaya devam...

  • Love, Spells and All That

    Love, Spells and All That

    ★★★

    İyi yazılıp iyi oynanmış ama sanki arkadaşlarla toplanıp ben de çekebilirmişim gibi çekilmiş, belgesel gerçekçiliği tarzına pek gerek yokmuş.

    Ada bir manzara değil de bir mekan olarak daha çok yer edebilirdi zihnimizde, bence biraz daha geniş açı kullanmak, adayı dışarıdan da görmek, öznel çekimlerle beraber burayı daha fazla hissetmek iyi olabilirdi.

    Bununla beraber özellikle Selin Uçer, oynadığı karakterde duygusal gelgitleri, yaşanmışlığı, pişmanlığı ve birçok duyguyu hissettiriyor, filmin itici gücü oluyor, o duyguyu alıyoruz. Bu açıdan başarılı bir karakter yaratımı ve oyuncu yönetimi var.

    Bir de Emrak Kolukısa bölümünde COVID-19 kehaneti var, güzel denk gelmiş, eğlenceli ve şaşırtıcı oldu:)