• In July

    In July

    ★★★½

    Tatlı, komik ve sıcacık bir film. Bambaşka bir ülkede memleket kokusu. İnsan öyküleri. Geçip giden ülkeler, şehirler. Çoğu sahnesinde gerek müzikleriyle gerek diyaloglarıyla Türkiye havasını hiç eksik etmeyen, insana buruk bir hüzün veren bir yapısı var. Hoş..

  • Y Tu Mamá También

    Y Tu Mamá También

    ★★½

    Vasat. Doyurucu bir öyküsü yok. Hikayesi çok sönük kalmış ve bununla birlikte bana geçen bir duygusu da yok. Ufacık bir meraktan başka hissedecek başka bir şey bulamadım. Luisa'nın zaman zaman gösterdiği depresif tavırlar ve hayatla ilgili konuşmaları da sonu hakkında fikir veriyor, gizemli havayı hemen kaldırıyor. İzlerken "Jules et Jim"i anımsadım biraz. Ama ondaki gibi karakterlerin duygu, duygu durumlarını irdeleyen bir yapısı da yok. Yanyana koyulamaz. Filmin verdiği fikirler de bir o kadar zayıf. "Hayatın tadını çıkarın" şeklinde özetlenebilecek çok…

  • The Unknown Woman

    The Unknown Woman

    ★★★★

    Imdb puanı düşük değil fakat yine de daha yüksek olmasını beklerdim. Yönetmenin izlediğim üçüncü filmi. Bu filmi daha beklentisiz izledim, etkilemeyi başardı. Sakin olmasına rağmen sıkmadan ilerliyor. Gerçekten sürükleyici. Olayları kronolojik olarak sahnelenmemesi, hikayesini izleyiciyi salak yerine koyup bir seferde vermemesi güzel. Akıcı ve merak uyandırıyor. Yer yer geriyor. Her an bir şey olacakmış hissine kapılıyor insan izlerken. Bazı detayları birkaç defa kullanmış olması, artık etkileyiciliğini yitiriyor, bir şey olmayacağını anlıyor izleyici, bu kötü. Ama yine de bütün olarak düşününce…

  • Polizei

    Polizei

    ★★★½

    Bildiğimiz Kemal Sunal komedilerinden çok daha fazlası olduğunu düşündüğüm film. 80'ler dünyası, Almanya göçü ve yeni dünya ile tanışan Türk işçiler aşina olduğumuz "şaban" tiplemesi ile güzel aktarılmış. Günümüzde hâlâ varlığına tanık olabileceğimiz hadiselere doğru temsa ediyor. Ve bunu naif ve tatlı bir karakter üzerinden sahneliyor. Hoş.

  • The Waiting Room

    The Waiting Room

    ★★★

    Demirkubuz'un izlediğim en zayıf filmi olabilir. Yazgı, İtiraf gibi filmlerden sonra bu film bana çok yavan geldi. Anlatmak istediği fikir aslında güzel. Ama bunu filmin ilk 20 dakikasında öğreniyoruz, ve sonra yeni hiçbir şey yok. Belki sıradanlığın, o karanlık döngünün gerçekle eş zamanlı seyri için yapmış olabilir ama bana zayıf geldi yine de. Sonraki filmlerinde karşılaşacağımız fikirlerin, tavrın habercisi gibi. Bu sebepten izlenmesi faydalı olabilir. Filme dair en sevdiğim şeylerden biri ışık oyunları oldu. Sokaktan geçen arabanın yüze vurduğu ışık ve sonra tekrar karanlık. Filmin oluşum sürecindeki ilk fikrin de bu olduğunu düşündürttü bana. Farklı bir hava katmış. Ortalama bir film.

  • My Dreams, My Love and You

    My Dreams, My Love and You

    ★★★★

    Sinema tutkusunu güzel bir şekilde işlemiş. Sinemanın kadın üzerindeki tekdüze beklentisi ve yozlaştırmasını eleştirmesini sevdim. Temiz bir sevgiye özlem ve sıradanlaşan aşkların insanda yarattığı bulantı! Eski aşklara, Istanbul'a bolca selam var. Fuzuli alıntısı, şarkılar, hayaller. Dünya eskise de hala yaşamaya değer dedirtiyor insana. Hüzünlü, sitemkar ve hoş!

  • Lilya 4-ever

    Lilya 4-ever

    ★★★½

    İzledikten hemen sonra yorum yapmak epey zor. Hikayesi itibariyle can sıkıcı bir film. Yetişkinlerin gençler üzerindeki istismarına iyi bir şekilde değiniyor. Her şey fazla gerçek. Yaşamın karanlık tarafı. Yaşarken unutmak, hatırlamamak, görmemek istediğimiz şekli. Bazı yaşamlar için gerçek bir mutlu son yok gerçekten. Toplum, şartlar insanı kaçınılmaz bir şekilde felakete itiyor.
    "Bize bugün günlük ekmeğimizi bahşet. Ve bizi bağışla, günahlarımızı affet. Tıpkı bize karşı işlenen günahları affettiğimiz gibi."
    4ever

  • The Juniper Tree

    The Juniper Tree

    ★★★★

    Her karesi dingin, mistik bir his uyandırıyor insanın içinde. Her biri tablo gibi. Masalsı. Büyülü.

  • The Things of Life

    The Things of Life

    ★★★½

    Claude Sautet'in romantizm anlayışı gerçekten bir başka. Hüznü, boşluğu, sevgiye rağmen o uzaklığı işleyişi, hafif ama insanı içine alıyor. Basit öyküsüyle güzel film.

  • I've Loved You So Long

    I've Loved You So Long

    ★★★★

    Yavaş ilerleyen bir film. Başından itibaren soğuk, uzak belki itici bir karakter oluşuyor kafamızda. Ama bunu finalde şiddetli bir biçimde yıkıyor film. Kristin S. Thomas, çok güçlü bir anne tablosu çıkartıyor. İnsanın sinirini bozacak cinsten, ama etkileyici. Konusu itibariyle duygu sömürüsüne gayet müsait olmasına rağmen film bunu hiçbir yerde yapmıyor. Hatta insana hafif bir hüzün verirken dinginleştiriyor bile. Huzursuzluğunu, mutsuzluğunu ya da içindeki boşluğu hiçbir yere yansıtamamasına, anlamsız yaşayışına, akmayan gözyaşlarına ortak olmamak, onunla bütünleşmemek elde değil..

  • Ethos

    Ethos

    ★★★★

    Farklı yaşam biçimlerinden, kültüründen, ekonomik yapısından, eğitim düzeyinden insanların bir arada yaşamasını gerçekçi bir biçimde ele alıyor. Abartı yok, karakterler ve diyaloglar günlük hayatta karşılaşabileceğimiz gibi gerçek. Yönetmen, Hong Sang-soo'dan etkilenmiş mi bilemiyorum, fakat izlerken çoğu kez bunu hissettim. Kamera çekimleri ve kullanılan müzikler epey hoş. Bu, zorlama bir drama yaratmadan ya da acite etmeden hüzünlendirmeyi başarıyor. Güzel!

  • Mulholland Drive

    Mulholland Drive

    ★★★★½

    Gerçek ve rüyanın iç-içe geçtiği geren, üzen, şaşırtan bir film. Sembolik bir anlatım. Sanıyorum, rüya ve gerçek sahnelenirken birbirinden farklı renkler kullanılmış: mavi ve kırmızı. Etkileyici!