Spencer

Spencer ★★★★

Jackie gibi biyografik filmleriyle tanıdığımız Pablo Larraín, teknik açıdan kusursuz Spencer’da sosyo-politik gerçekleri dışarıda bırakarak tamamen Prenses Diana’nın psikolojik zaaflarına ve çözülmesine odaklanıyor. Ancak karşımızda iyi bir ‘kompresyon’ örneğinden ziyade indirgemeci bir yaklaşım var.

“Fazla ses çıkarmayın, sizi duyabiliyorlar.” Pablo Larraín imzalı Spencer’ın hemen başında bir tabelanın üstünde gördüğümüz bu sözcükler, mutfak çalışanlarına üst kattaki konukların ve kraliyet ailesi mensuplarının alt kattan gelen gürültüleri duyabileceğini hatırlatmak üzere devasa bir mutfağın merkezine yerleştirilmiş. Ama bu uyarının filmin ana karakteri Prenses Diana’yı tanımlayan ikinci bir anlamı daha var. Spencer’da tasvir edilen hâliyle Diana; kurallara ve ritüellere itiraz etmeksizin uyması beklenen, medyanın ilgisinden uzak durması talep edilen, konumu ya da ailesi ile ilgili herhangi bir şeyi sorgulamasına izin verilmeyen bir kadın. Yani bir bakıma kraliyet ailesi, Diana’dan da ‘sesini çıkarmamasını’ istiyor, saray dışındakilerin Diana’yı görebileceğinden veya duyabileceğinden endişe ediyor. Bu durumun yarattığı baskı, Diana’nın psikolojik çöküşünün, neredeyse akli dengesini yitirişinin temel sebebi olarak çiziliyor film boyunca.

Spencer, Diana’nın dengesiz ve kırılgan ruh hâlini betimleme konusunda son derece başarılı. Kişisel özgürlüklerinin kısıtlanışı Diana’yı boğuyor ve yıpratıyor, Larraín de bu çözülme sürecini eksiksiz biçimde perdeye taşıyor. Teknik açıdan kusursuz denebilecek bir film bu, fakat filmin görsel-işitsel meziyetlerinin ardında oldukça tartışmalı bir yaklaşım yatıyor. Diana’yı deliliğin eşiğinde trajik bir kurban olarak gören çıkış noktası, Spencer’ın en büyük sorunu aynı zamanda.

Siraceddin liked these reviews